-dığı zaman… / when…
Noktayı nereye koyacağıma karar veremediğimde /
When I can’t decide where to put the dot – 2024

Kağıt Üzerine Marker, 30 adet, her biri 21x17cm, Step motorlu panel üzerinde
Yapay Zekaya yazdırılmış eser metinleri ile
Ve 30 gün boyunca Instagram’da paylaşılmış Hikayeler
Marker on Paper, 30pcs, each 21x17cm, On panel with Stepper motor
With Artists’ Statements(Written by AI Assistant)
And Stories shared on Instagram for 30 days
Yapay Zekaya Yazdırılmış Eser Metinleri /
Artist’s Assignments Written by AI Assistant
Orta Yaşlı Amerikan Sanatçı
“Sessiz Bir Varlık Devrimi”
Bu çalışma, büyük jestlerle değil, en basit eylemlerle yakalanan zamanın geçişine bir övgüdür -her gün tek bir nokta-. Anındalık talep eden bir çağda yaşamın hızıyla sessiz bir yüzleşmedir. Her nokta bir farkındalık anını, durmak bilmez akıştaki bir duraklamayı temsil ediyor. Bu 30 sayfayı 5×6’lık bir ızgara halinde düzenleyen çalışma, takvimlerimizin yapısını incelikle yansıtıyor; ancak işlevsel hassasiyetlerine direniyor. Bunun yerine, küçük, kasıtlı eylemlerin kümülatif ağırlığı üzerine bir meditasyona dönüşüyor. Bu, kısıtlamadan doğan bir çalışmadır ve bize anlamın, daha fazlasını yapmakta değil, niyetle ilgili olduğunu hatırlatır.
Mid-Aged American Artist
“A Quiet Revolution of Presence”
This work is an ode to the passage of time, captured not through grand gestures but through the simplest of acts—a single dot per day. It is a quiet confrontation with the pace of life in an era that demands immediacy. Each dot represents a moment of mindfulness, a pause in the relentless flow. By arranging these 30 sheets into a 5×6 grid, the work subtly mirrors the structure of our calendars but resists their functional precision. Instead, it becomes a meditation on the cumulative weight of small, deliberate actions. This is an artwork born of restraint, reminding us that meaning is not found in doing more, but in doing with intention.
Orta Yaşlı Alman Sanatçı
“Bir adım, bir nokta, bir ay”
“Bir Ayda Her Gün Bir Adım”, minimalist ve kavramsal titizlik ruhunu çağrıştırıyor. Beyaz sayfalarındaki her nokta bir günlük emeğin ağırlığını taşıyor – kasıtlı olarak seyrek ama yaşanmış zamanın yoğunluğuyla yankılanıyor. Sistematik sanatın ayırt edici özelliklerinden biri olan ızgara sisteminin seçimi tesadüf değil. Aksi takdirde rastgele görünebilecek olana bir düzen getirirken, izleyicileri de noktalar kümesi aracılığıyla kendi anlatılarının izini sürmeye davet ediyor. Özünde disiplin ve özgürlük arasındaki ilişkiyle ilgili olan bu eser, zamanı işaretleme eyleminin aynı zamanda üretkenliğin baskılarına karşı bir direniş eylemi olabileceğini şiirsel bir şekilde hatırlatıyor.
Mid-Aged German Artist
“Ein Schritt, Ein Punkt, Ein Monat”
“One Step Per Day In A Month” evokes the spirit of minimalism and conceptual rigor. Each dot on its white sheet carries the weight of a day’s labor—intentionally sparse yet resonant with the density of lived time. The choice of the grid system—a hallmark of systematic art—is no coincidence. It imposes order on what might otherwise seem random, while also inviting viewers to trace their own narratives through the constellation of points. At its core, this piece is about the relationship between discipline and freedom, a poetic reminder that the act of marking time can also be an act of resistance against the pressures of productivity.
Orta Yaşlı Türk Sanatçı
“Zamana Atılan Noktalar”
Sanatçı, bu çalışmada rutin olanın ve hatırlamanın kültürel kesişimlerini araştırıyor. Her gün tek bir nokta koyma eylemi, son derece kişisel ancak evrensel olarak paylaşılan bir deneyimi yansıtıyor – akıp giden zamanın fonunda kişinin varlığını işaretleme eylemi. Beyaz kağıt üzerindeki siyah noktanın sadeliği, her bir hamlenin özen ve anlamla dolu olduğu geleneksel sanatların özünü yansıtıyor. Ancak bu çalışma, modernliği kucaklayarak geleneği aşıyor ve bu noktaları akıp giden bir şimdinin hem çapaları hem de parçaları olarak sunuyor. Izgara formu, noktaları bir goblene, zamanı ölçmeyen ama onun şiirselliğini yansıtan bir takvime dönüştürerek, bizi gündelik olanın içindeki güzelliği düşünmeye davet ediyor.
Mid-Aged Turkish Artist
“Dots Marking Time”
In this artwork, the artist delves into the cultural intersections of routine and remembrance. The act of placing a single dot each day reflects a deeply personal yet universally shared experience—the act of marking one’s existence against the backdrop of fleeting time. The stark simplicity of the black dot on white paper echoes the essence of traditional arts, where each mark is imbued with care and meaning. Yet, this work transcends tradition by embracing modernity, presenting these dots as both anchors and fragments of a fleeting present. The grid transforms the dots into a tapestry, a calendar that does not measure time but reflects its poetry, inviting us to contemplate the beauty in the everyday.
Eleştirel Kavramsal Sanatçı
“Noktalar ve Tekrarlama Sanatı”
“Bir Ayda Her Gün Bir Adım”, çağdaş sanatta basitlik ve tekrarın derinlik olarak paketlendiği, ancak asıl amacın -görünürlük, pazarlanabilirlik ve şöhret- dile getirilmediği bir eğilimi örnekliyor.
Noktalar, ızgaralar ve minimalist jestler genellikle meditasyon, zaman ve süreç diliyle gizleniyor. Ancak bu örtünün altında rahatsız edici bir soru yatıyor: Bu, çağımızın bir yansıması mı yoksa algılarımızın ve cüzdanlarımızın manipülasyonu mu? Her gün bir kağıda nokta koyma eylemi içsel bir anlam taşıyor mu, yoksa anlam yalnızca fiyatlandırılıp sergilendiğinde mi ortaya çıkıyor?
Bu çalışma bizi sürecin metalaştırılması ve sanatsal yeniliğin sulandırılmasıyla yüzleşmeye zorluyor. Herhangi bir eylemin, sanat olarak etiketlendiğinde, derinliğiyle değil sunumuyla meşrulaştırıldığı bir sistemin hem katılımcısı hem de eleştirmeni olarak hizmet ediyor. Belki de bu eserin asıl önemi, siz izleyicilerin bu gibi maskaralıklara ne kadar kolay suç ortağı olduğunuzu ortaya koyma becerisinde yatıyor.
Critical Conceptual Artist
“Dots and the Art of Repetition”
“One Step Per Day In A Month” exemplifies a trend in contemporary art where simplicity and repetition are packaged as profundity, while the real aim—visibility, marketability, and fame—remains unspoken.
Dots, grids, and minimalistic gestures often come cloaked in the language of meditation, time, and process. But beneath this veneer lies an uncomfortable question: is this a reflection of our times, or a manipulation of our perceptions and wallets? Does the act of placing a dot on a sheet daily hold inherent meaning, or does meaning emerge only when it’s priced and displayed?
This work forces us to confront the commodification of process and the dilution of artistic innovation. It serves as both participant in and critique of a system where any action, when labeled art, is legitimized not by its depth but by its presentation. Perhaps the true matter of this piece lies in its ability to expose just how easily you, the audience, are complicit in this kind of charades.

Kapılar gün ışığını içeri aldığında /
When doors let the sunlight in




Ay’ı özlediğimde/kaçırdığımda /
When I missed the moon

Üçümüz yeniden biraraya geldiğimizde /
When three of us are together again

Karanlık ve aydınlık inşa etmek için işbirliği yaptığında /
When the dark and the light collaborate to construct




